top of page

Bariatrik Cerrahi ve Psikoloji

Güncelleme tarihi: 4 Kas 2021



Bariatrik cerrahi ile psikolojinin kesiştiği noktalar nelerdir? Bariatrik cerrahi öncesi ve sonrası psikolojide göz önünde bulundurulması gereken noktaları, bu yazıda bulabilirsiniz.


Bariatrik cerrahi yani obezite cerrahisi, obezite ve morbid obezitenin tedavisi için tercih edilebilen en güncel yöntemlerden biridir. Vücut kitle indeksi kriterini karşılayan, hayatında en az iki kere diyet denemiş olan ve ameliyat öncesi yapılan check-uplar sonucunda ameliyata engeli bulunmayan kişiler cerrahiye aday olabilmektedir. İyi bir ameliyat ve ameliyat sonrası süreç için özellikle detaylı, titiz ameliyata hazırlık sürecinin olması önemlidir. Farklı branşlardan doktorların muayenesi ve görüşü değeridir. Bu muayeneler ile ameliyat için riskli bir durum olup olmadığı belirlenir. Cerrahi adayının ameliyat öncesinde ruh sağlığı çalışanı tarafından değerlendirilmesi ve ameliyat sonrası sürece dair hastanın bilgilendirilmesi ameliyat öncesi hazırlığın parçasıdır. Gerçeklik algısının ve muhakemenin bozulmuş olması, alkol ve madde bağımlılığı psikolojik yönden ameliyata engel teşkil edebilen durumlar arasındadır.

Obezite cerrahisi öncesi ve sonrası neden psikoloji ile ilişkilidir? Obezite cerrahisi geçiren ya da bu yöntemi tercih edecek olan kişiler ameliyatı "altın anahtar", “ikinci hayat", "yeni doğum günü" olarak tanımlarlar. Çünkü belki de hayatlarında hiç görmedikleri bir kiloya inmişlerdir ya da ineceklerdir. Günlük yaşam içinde yapması çok doğal ve rahat olan şeyleri yaparken yaşadıkları zorlanma bitecektir. Kiloya bağlı yandaş hastalıklarında düzelmeler/iyileşmeler olacaktır. Çok kısa zamanda major, dramatik değişiklikler deneyimlerler - deneyimleyeceklerdir. Değişim, olumlu yönde olsa da olmasa da kişide kaygı yaratabilir. Yeni ben nasıl olacak? Yeni hayatım nasıl olacak? Yeni hayatımdaki ben nasıl olacağım? gibi sorular gündeme gelebilir. Bu sorular direk zihne gelmese de bilinçdışında bazı duygu ve düşünceleri çağrıştırır. Yani ameliyat, değişim, kilo kaybı, beslenme tarzındaki değişiklikler başlı başına ruhsallığı etkileyen kavramlardır. Bunlara ek kişi ameliyattan, cerrahi yöntemden bağımsız ruhsallığına ait malzemelerle, belli bir yapılanma ile cerrahiye gelir. Bu ruhsal yapılanma kişinin kilo alma öyküsünü, obezitesini , yemek ile kurduğu ilişkiyi, psikolojik sıkıntılarının kökenini anlatmaktadır. Bu nedenle kişi hem ameliyata bağlı konularla hem de ameliyat öncesi ruhsallığı ile psikolojinin alanı içindedir.

Obezite cerrahisi olmaya gelen ya da yakın zamanda ameliyat olmuş kişiler için eskiyi bırakmak, değiştirmek ve/veya onarmak hemen kolay olmayabilir. Ameliyat öncesinde belli bir yeme alışkanlığı vardır. Yemekle kurulan bir ilişki tarzı vardır. Yemekle kurulan bu ilişki uzun süre kilo verememiş olmanın umutsuzluğu ile üzerine düşünülmeyen bir eylem haline dönüşmüş olabilir. Yemek, psikolojik yönelen iyi olmak adına kullanılan bir araç niteliği kazanmış olabilir. En temelde, özünde giderilmemiş duygusal ihtiyaçların, ifade bulamamış duyguların ve "içsel boşluğun" gidericisi olmuş olabilir. Cerrahi ile bu durum ister istemez değişmek durumunda kalır. Kişi eskiye oranla az miktarda yiyerek, tasavvur edemeyeceği bir doygunluk hisseder [Sleeve gastrektomi yöntemi kastedilmektedir.]. Yenilen miktarın azlığı ve hissedilen yüksek doygunluk hissi bir nevi senkronizasyonsuzluğa yol açabilir. Beyin ve göz algıladığı miktar karşısında eski ölçüleri ararken ya da tabaktaki miktarı küçümserken; midede sanki tıka basa yenmiş bir andaki gibi hisler olur. Bu obezite cerrahisi sonrası yeni yaşamın, yeni getirisidir.

Ameliyat öncesinde bedenle de kurulan bir ilişki ve buna bağlı bir ritim vardır. Aynaya bakıldığı zaman karşılaşılan bir imaj, koltukta sandalyede kaplanılan yer, hayatın içinde olmaya bağlı eylemler... Tüm bunlar ameliyat öncesinde zorlayıp üzse de en alışıldık, en aşina olandır. Ameliyat sonrasında kaybedilen 30, 40, 50 kilo ile yeni hayat nasıl olacaktır? Daha rahat hareket edebilmenin Özgürlüğü bedeni iyi etmeye, bedene iyi bakma sorumluluğuna dönüşecek midir? Yoksa bedenle kurulan ilişki sanki hiç kilo vermemiş gibi eskisi gibi mi olacaktır? Yeni hayatta, altın anahtar elde eden kişi bedeninin ve ruhunun sorumluluğunu alacak mıdır? Sorumluluk almayıp ameliyat öncesi gibi yaşamayı sürdürmek acaba neye karşı dirençtir? Neye yönelik bir kaygıdır? Yeni hayatın yeni getirisi değişen beden ve beden hareketleridir.

Kilo üzerinden biçimlenen bir diğer konu da ilişkilerdir. Ameliyat öncesindeki kilo kişilerin ilişkilerini şekillendiren ve ilişkinin dinamiğini oluşturan bir faktördür. İnsanlar kimi zaman kiloları nedeniyle yargılanacaklarını, hayatta ortaya hiçbir başarı koymamış biri olarak görüneceklerini düşünebilirler. Kilonun kişiliklerine belli sıfatlar eklediğini ve diğer insanların onların kiloları üzerinden bir sonuca varacaklarını söyleyebilirler. Bu durumda kişi, ilişkilerinde kendini psikolojik açıdan güvence altına almak adına belli savunmaları kullanır hala gelebilir. Aşırı fedakar olmak, başkasının ihtiyaçlarını gidermek ile kendini görevlendirmek, hayatında hataya ve başarısızlığa yer vermemek bunlardan bazıları olabilir. Ameliyat ile kilo veren kişi, kilo perdesi ortadan kalkınca ne yapacaktır? Kilosu üzerinden çizdiği ilişki kurma biçimi ameliyat sonrasında da devam edebilir. Fakat devam eden bu durumun ameliyat öncesine ait olduğunu ve aslında ona çok da iyi gelmediğini fark edebilir. Bu noktada zihne bazı sorular gelebilir. Kişi ameliyat öncesindeki kilosu ile hangi role bürünmüştür? İlişkilerinde kendini neyi yapmaya hak görüyor, neyi hak görmüyordur? İlişkilerde kendini olduğu gibi ortaya koymak mümkün müdür? Kişi kilosunu ilişkileri ile arasına koyduğu bariyer ya da kalkan haline getirmiş olabilir mi? Ameliyat ile fazla kilolarını geride bırakan kişi yeni "ben" hali ile ilişkilerinde ne yapacaktır? Kilo verince psikolojik olarak da toptan-tamamen mi değişmeyi ummaktadır yoksa ilişki kurma biçimi ya da ilişkide olma biçimi ameliyat öncesinden izler mi taşıyacaktır? Obezite cerrahisi geçirip kilo veren kişi olarak mı ilişkilerde var olacaktır? Ameliyat öncesindeki kendine yönelik inançlarında değişiklik olacak mıdır? Ya da değişiklik olması gerekiyor mudur? Farklılaşan beden ile kurulan ilişkilere, bu ilişkilerdeki varolma biçimlerine tekrar bakılması iyi olabilir.

Bir diğer önemli soru “Obezite cerrahisi öncesindeki alışkanlıklar, yaşam tarzı, kilodan dolayı gelişen mecburi adaptasyonlar, kilonun alınmasında ve artışında etkili olan psikolojik dünya, cerrahinin başlatmış olduğu yenilik süreci ile ne olacaktır?”. Bu yeniden yapılanma sürecini iyi, rahat, etkili ve uzun döneme taşınabilecek şekilde yaşanabilmesi için ameliyatın ilk zamanlarından itibaren kişinin kendisi ile bağlantıda olması gerekir. Kişinin kendi hayatının öznesi olabilmesi için bedenen ve ruhen kendine ait sorumluluklar almalıdır. Çünkü hiçbir kilo verme tekniğinde "Kilo verdim ve artık hiçbir şeyi düşünmeyeyim." gibi bir şey yoktur. Ameliyat olan ya da olmayan herkes kendi yaşamının sorumluluğunu almak, bedenindeki ve psikolojisindeki durumu takip etmekle yükümlüdür.

Sağlıklı olmak adına tercih edilen obezite cerrahisine psikolojik "sağlık" da dahil edilmelidir ki bütüncül bir iyi olma hali sağlansın ve cerrahi ile sağlanan sonuç yaşamın ileri dönemlerine de taşınsın. Geri kilo almaya zemin oluşturabilecek psikolojik faktörler, kilo veriminin en efektif olduğu dönemde çalışılsın ki meselenin "çok yemek yemek” ya da "yemeyi çok sevmekten " bağımsız olduğu ayrıştırılsın, görülsün. Suç ne yemekte olsun ne de "iradesizlikte”. Bedenen iyileşmeye ve onarılma süreci zihinsel sağlık açısından da bir onarım, tamir süreci olsun.

40 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page