top of page

Kiloma ve Bedenime Duyduğum Kaygı Nedeniyle Gittiğim Terapide, Neden Başka Konulardan Konuşuyoruz?

Kilo, diyet, beslenme ve beden ile ilgili problemleri, çekilen zorlukları son zamanlarda çok daha fazla işitmekteyiz. Bunda hem bu problemlerdeki artışın hem de bu konulara yönelik değişen tutumların payı oldukça büyüktür. Modada ve medyada değişen güzellik anlayışı ile beslenmeye ve bedene duyulan kaygı gittikçe artmakta. Sosyal medyadaki “filtreler” kişilerin gerçeklik ile olan ilişkisini bozmakta. Aynaya baktığı ile sosyal mecralarda paylaştığı fotoğrafı arasında büyük bir boşluk olabilmekte. “Kabulün”, “beğeninin” ancak sunulan güzellik ve estetik algısı doğrultusunda gidilerek elde edilebileceğine yönelik inanç kaygıyı arttırmaktadır. Yemek ve beden ile bu nedenle uğraş gittikçe artar. Yemek fizyolojik ihtiyaçların giderilmesinde rol oynarken bu kaygılar nedeniyle kişide “doğru-yanlış”, “arzu edilen-günah” gibi ikilemlere yol açar. Filtreler ile “kusur” minimuma indirilir. Yemek ve bedenle uğraş bu kadar fazlayken; bu kaygının eskiye oranla daha fazla dile getirilebildiği, çizilen güzellik algısının eleştirildiği ve her türlü bedenin kabulüne yönelik tutum ve söylerim arttığı bir durum da vardır. Bu bağlamda diyetisyenler ve psikologlar arasındaki iş birliği sıklaşmıştır. Kilo vermeye yönelik kaygının kişinin hayatını olumsuz yönde etkileyecek seviyede olduğunu ve beslenme ile kurulan ilişkinin sağlam temellere dayanmadığını gören diyetisyenler psikolojik desteği önermektedir.

Kurulan bu iş birliğinde daha hızlı, daha fazla kilo verilmesinden ziyade; gerçekçi, sağlıklı bir bakış açısı ile beden ve yemekle ilişki kurmak, kişinin ruhsallığına ait konuların kendisini nasıl yeme davranışı üzerinden gösterdiğini keşfedip, asıl meseleyi sahiplenmesi amaçlanmaktadır.

Kilosuna, bedenine ve yeme davranışa yönelik kaygılarla terapiye gelen kişilerin tüm odağında sadece bu konular vardır. Sadece ve sadece bu konuları konuşmak isterler. Çok da haklılardır. Bu konular tüm hayatları olmuştur ve canlarını da bir o kadar acıtıyordur. Senelerdir verdikleri “mücadele” de bir türlü son bulmamıştır. Bir yeri toparlasalar başka bir yerde kaygılanacakları bir şey oluyordur. Zihinlerini, duygu dünyalarını beden, kilo, yemek, başkalarının bakışları, değerli olmak- değersiz olmak kavramları kaplamıştır. Sanki başka konulara, kendilerinin farklı yönlerine dair alan yok gibidir. Fakat psikoterapi çalışması daha geniş perspektiften bakma üzerine kuruludur.

Terapide sadece beslenme ve beden konuşulmaz. Bu da terapiye gelen çoğu kişiyi şaşırtır. Kimi için de şaşırtıcı olmasının yanında nefes aldırıcıdır. Sonunda artık başka şeyler de konuşabilecektir!

Peki terapiye gelme amacı belliyken neden bu konular dışında şeyler konuşulur?


Beslenme davranışının biçimi, tartıdaki değer buz dağının görünen yüzüdür. Bir nevi sonuçtur. Duygu dünyasında, ruhsallıkta ağırlık yapan/baskı yapan meselelerin dindirilmesi beslenme davranışına ve kiloya yönelik “aşırı uğraş” ile olur. Aşırı uğraştan kasıt bazı eylemlerin takıntı haline dönmesidir. Aşırı yemeyi durduramamak, beslenmeyi tamamen kesmek, sürekli tartılmak, tıkınırcasına yemek, kalori saymak, aşırı spor gibi… Yanardağ gibi dışarı çıkmak isteyen psikolojik konuların yoğunluğu arttıkça bu uğraşlara yönelme de artar. Bu nedenle kendini göstermek isteyen, dışarı çıkmak isteyen asıl psikolojik meselelerin ne olduğu konuşulmalıdır. Odak dışsal gerçeklikten içsel gerçekliğe çevrilir. Geçmişten günümüze neler yaşandığı, nasıl bir aileden geldiği, ilişkileri, ilişki kurma biçimleri, psikolojik ihtiyaçlarına ve duygularına bakışı ve bunlara yönelik ne yaptığı, nelerin duygu dünyasında en başından beri eksik olduğu ve hayatını nasıl yaşamakta olduğu terapinin içeriğini oluşturan bazı noktalardandır. Aşırı yemenin ya da hiç yemenin bu noktalar açısından anlamı nedir? Bunlar konuşuluyorken beslenme davranışının biçimi, beden ile kurulan ilişki terapistin de danışanın da zihnindedir. Unutulmuş değildir.

Beslenmeyi ve bedeni “takıntı” haline getirmeden, duygusal dünyanın ihtiyaçları nasıl daha sağlıklı yollarla karşılanabilir noktası terapide asıl hedef olmalıdır. Bunun için de görünenin ötesine geçip, ardında olana merakla, keşif duygusu ile bakmak gerekir. Kişiyi beslenme davranışı, kilosu ya da bedeni dışında tanımlayan başka şeylerin de olduğu gerçeği, kişinin kendi yaşamında aktif rol oynayabilmesine yardımcı olacaktır. Bu nedenle kilo ve beden için gelen terapide çoğunlukla, kilo ve beden dışındaki şeylere çokça kulak verilir.
40 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page